Son dönemlerde ülkemizde de dikkatleri çeken, sıkça duymaya başladığımız ve araştırmaların hız kazandığı multidisipliner bir alan ‘biyoteknoloji’. Aslında bizde yeni gündemde olsa da yurt dışında yıllardır üzerinde çalışmalar yapılan ve çok değer verilen bir alandır. Ülkemizde teknolojiyle beraber lisans ve yüksek lisans programları açılarak gençlerin bu yeni canlı teknolojisiyle tanışması sağlanmaya çalışılmaktadır. Biyoteknoloji, nanoteknoloji gibi son dönemlerde daha fazla önem kazanmış olmasına rağmen yıllar öncesinde adı konulamasa da çalışılan bu alanlarla ökaryot genlerinin yapı ve fonksiyonu açıklığa kavuşmuş, gen terapisi ile gen ekleme-çıkarma imkan bulmuş, doğada var olmayan yeni ürünlerin üretilmesi ya da var olanların değiştirilmesi mümkün olmuştur.
Peki nedir bu biyoteknoloji? Biyoteknolojinin babası olarak bilinen Karl Ereky 1900’lü yıllarda ilk defa biyoteknoloji kavramını kullanmıştır ve bugün ki Biyoteknolojinin temelini atmıştır. Bir mühendis olan Karl Ereky biyoteknolojiyi; “Biyoteknolojik sistemler yardımıyla ham maddelerin yeni ürünlere dönüştürülme işlemleri” olarak tanımlamıştır. Çok çeşitli tanımları yapılmasına rağmen tüm tanımlardaki odak noktası ve mantık aynı. Bitki, hayvan ve mikroorganizmaları kullanarak yeni bitki hayvan ve mikroorganizma üretmektir. Kısaca; teknolojide canlıyı canlı için kullanarak, canlının yararına sunmak. Pratik örnek verecek olursak 2 elma ağacı var birinde büyük ama ekşi diğerinde ise küçük ama tatlı elma var bu teknolojiyle beraber istediğimiz özellikleri bir araya getirebiliyoruz. İstediğimiz özellikte büyük ve tatlı elmayı kendimiz üretebiliyoruz ki bu artık biyoteknoloji de yapılan küçük sayılabilecek çalışmalar halini aldı.İnsan insülinini, büyüme hormonlarını in-vivo ortamda üreterek insanlığın hizmetine sunmak ya da doku iskelesi çalışmalarıyla özellikle fareyi kullanarak insan organlarını insana gerek duymadan başka bir canlı da üretebilmek gibi aklın sınırlarını zorlayan her türlü fikirler bu alanın tam olarak kapsamıdır. Stephan Hawking’in dediği gibi “Bugünün bilim kurgusu, genellikle yarının bilim gerçeğidir” biyoteknolojinin önemini ve gelişimini oldukça güzel özetlemektedir.
Biyoteknoloji çalışmaları özellikle sağlık alanında hızla ilerlemektedir. Özellikle farmakoloji alanında kontrollü ilaç salımları, ilaç hedeflendirme stratejileri gibi tanı ve tedavide çok önemli bir yere gelecek çalışmalar yapılmakta ve başarı sağlanmaktadır. Direkt hedef bölgeye gönderilen bu akıllı ilaçlar sağlıklı dokuya zarar vermeden hastalığın giderilmesini sağlayarak yan etkileri minumuma indirmeyi hedefliyor.
Canlılığın hala tam çözülememiş olmasına rağmen her alanda yapılan değişik uygulamalarla karşımıza çıkan bu biyoteknoloji kavramıyla; yediğimiz etten içtigimiz suya kadar aklımıza gelebilecek her türlü olgu imkan dahiline girmiştir. Bu yazıda genel olarak biyoteknoloji nedir sorusunu cevaplamaya çalıştım, diğer yazılar da biyoteknolojinin daha spesifik alanlarıyla ilgili açıklamalar olacak.
Herkese Bilimli günler…
Film Önerisi : Blade Runner (Bıçak Sırtı)