Kişi özellikle yalnız kaldığında kendine dışardan bakmaya başlaması durumu. Elleri, kolları, yüzü hepsi birdenbire yabancılaşarak kendini izlermiş gibi bir algı oluşuyor.

Gördüğüm kadarıyla her bünyede farklılıklar gösteren bir olgu. “Ben illüzyonu”ndan kurtulma hali. Çocukluğumdan beri yaşarmışım. Deneyimlerim anlık olduğundan hiç üstüne gitmemiştim.

Bazen elime falan bakarken başlar, ama bu kafaya bilinçli girerim. bazense sadece masamdaki objeleri incelerken kendi gelir. O yabancılık hissinin yanında beni bir utanç basar. Kıçımdan başımdan utanırım. İlk zamanlar biraz gerildiğimi hatırlıyorum. Gitsin diye beklerdim öylece. Sıcak basardı. Sonra eğlenmeye başladım. Kendimi (aslında sadece bu yerimde oturan insanı) dışardan görmek, onu incelemek, ona sempati duymak eğlendirdi beni. “Ben” demek de ilginç geliyor şu an.

Fakat o his geldiğinde kurtulmam hiç zor değildir. televizyona falan bakarken geçer. Biri odama girip “n’aber?” derse geçer. Aslında bu patalojik olgu benim için sorun değildir yani. Şikayetçi değilim. Paylaşacak kimsem olmadığı için yazıyorum. Yani anlatmaya çalıştım ama şu tarz diyaloglar oldu:

– oğlum sana hiç olmadı mı?
– yok valla öyle bi şey olmadı.
– hani böyle koluna falan bakarken olur. yabancılaşırsın.
– yok ya öyle bi şey olmadı.
– ya hani olur ya böyle; et yığını gibi hissedersin kendini, o kişi değilsindir o an, kendini incelersin, cinsel organından utanırsın falan?
– yok bana öyle bi şey olmadı.

Çocukluğumun ve ergenliğimin büyük bir kısmını yalnız geçirdim. Sıkıntıdan evde tek başıma yapabileceğim her şeyi yaptım diyebilirim. Salon zemininde alkolü yakarak şekiller çizerdim mesela.

Yıllar sonra gelen edit: artık hiç olmuyor. çocukluğumu kaybettim galiba.

Tam olarak kim olduğundan önce ne olduğunu algılamaya çalışma sürecidir. Öyle kendini tanıma falan değil, tanımanın ne olduğunu da tanıma eylemidir. Ellerine bakarsın, “ben şimdi neyim? el, evet.” gibi şeyler söylersin. İnanılmaz yorucu bir iştir. En ilginç yanı da yaşamamış bir insana asla anlatılamayacak olmasıdır. Tarif bile edilemiyor. Kendinden bir insanın empati kuramayacağı kadar çok uzaklaşıyorsun.

Benzetmeye zorlarsam eğer, portakal kelimesini durmadan yirmi kez üst üste söyle. Portakal, portakal, portakal, portakal, portakal. Ne kadar acayip bir kelime değil mi? Portakal, portakal… Şimdi bir anda, portakal kelimesi yerine kendini koy ama bunu tekrarlayarak değil bir anda yap. Çat diye kendinin (portakalda olduğu gibi) ne kadar acayip bir şey olduğunu fark et. Ne çıktı ortaya? Yapamadın değil mi? Yapamazsın…